Blog yazarı olmak bir çok şeyi aynı anda düşünüp, uygulamaya geçmek demek. Tembelliğe yer olmamalı bloggerın literatüründe.

İnternette doğru bir algı oluşturmak içinse şeffaf bir marka imajına sahip olmak çok önemli. Aslında bu hem iş hayatının her anında hem de özellikle yoğun rekabetin olduğu blog yazarlığında çok önemli.

Tasarım için para harcayamıyorsanız, bu yatırımınızı kendinize yapın!

Blog tasarımınız için gerçekten harcayacak paranız yoksa belki de harcamadığınız o miktarı sevdiğiniz bir yerde kahve içerek harcamalısınız. Kendize ayırdığınız günün sonunda ise yazıya döktüğünüz incelikle seçilmiş kelimeleri blogunuzun memnun olmadığınız temasıyla buluşturduğunuzda ortaya çıkan sonuçtan pek memnun olmayabilirsiniz.

Ne yazarsanız yazın eski ve karışık temanızın içine yerleştiriyorsanız metininiz hep bir adım geriden gidecek demektir.

Görsel kimliğinizin önemini tekrar tekrar düşünün!

Kahvenizi bu kez Starbucks’ta Grande latte ve free wifinızın eşliğinde yudumlayın ve etrafınızı gözlemleyin, çünkü Starbucks gibi marka yaratabilen pek kimse yok.

Starbucks’ı özel kılan sadece kahvesi değil, bundan fazlası. Markası her noktasında sosyallik mesajı veriyor, rahat koltuklardan çevrim içi topluma… Siz de blogunuzda okuyucularınıza ne vermek istediğinizi düşünün ve Starbucks örneğinden ilham almaya çalışın!

Sadece çevrim içi dünyada yer almış olsanız bile, işlediğiniz konular, sunduğunuz ürünler ve paylaştığınız içerikler blogunuz ve markanız hakkında okuyucuda bir etki bırakmalı.

Blogunuzun rengi sizi farklılaştırabilir!

Öyleyse 5 dakika ayırıp markanız için sizi diğerlerinden ayıracak bir renk seçin. Tabi seçtiğiniz rengin vermek istediğiniz mesajla uyumlu olması gerekir. Örneğin; kitap eleştirisi yazan bir blogla komedi sitesinin renklerinin farklı olması gerektiği gibi.

Basit ve güçlü bir renkle başlayıp, tasarımınıza uygun widgetlarla sitenize hareket katabilirsiniz. Yaratıcı olun, öyle bir renk paleti oluşturun ki sitenizi ziyaret eden görür görmez sizin blogunuzda olduğunu anlasın.

Sesinizin tonuna dikkat edin!

Blogunuzun sesi özgün ve tutarlı mı? Yoksa sıkıcı ve herkesin kullandığı sözlerle işleri karmaşıklaştırıp tuzağa mı düşüyorsunuz?

Bir markanın gücü, ne söylediğinde değil nasıl söylediğindedir. Bu ayrımı iyi yakalamak için postlarınızı paylaşmadan önce başka birine okuyup kelimelerinizi özenle seçtiğinizden emin olun.

Para, zaman ve yaratıcılıkla markanıza yatırım yapın!

Bunlar sadece birkaç küçük öneri. En önemli nokta; markanıza her zaman yatırım yapmanız gerektiği. Bunun için paranız olmasa bile, öğrenmek için zaman ve enerji harcayıp, elinizde olanla yaratıcı bir iş çıkarmaya çalışın.

İyi Bloglamalar