Fikirleriniz tükendiyse ve blogunuza yazmak artık size angarya gibi geliyorsa…

Blog yazamayı seviyorsunuz, öyle değil mi? Peki, blogunuzu bırakmamanız için neler yapmalısınız?

Bir gün gelecek spam yorumları silmekten bıktığınız, google analytics raporlarında 2 haneli sayılardan öteye geçemediğiniz günler olacak… Büyük bir uğraş ve araştırmayla bulduğunuz resimler, unutmamak için bir kenara aldığınız notlar masanızda blog postu haline gelmeyi bekliyor olacak.

Birkaç hafta içinde post girmemişseniz, tüm fikirlerinizin tükendiğini düşünüyorsanız, yazdığınız küçük notlar sizi eski yazdığınız yazılardan bir adım ileri taşımıyorsa ya da başka bir konu/şey yazmak istiyorsanız şunu düşünün; tüm bu yaşadıklarınızda yalnız değilsiniz.

Blog yazmak çikolata yemek gibidir aslında zevk işidir, insana mutluluk verir ve paylaştıkça mutluluğunuz artar…

Eğer blogunuzda nadas dönemi yaşıyorsanız sizin bu uzun sessizliğinizden okuyucularınız sıkılmış olacak. Söyleyeceğiniz bir şeyler olmalı…

Kurtarıcı ipuçlarıyla blogunuza farklı bir gözle bakmanın zamanı geldi!

Blogları gezin
Diğer bloggerların siteleriyle ve kelimeleriyle buluşmak sizi her zaman dinamik tutacaktır.
Bahsettiğimiz aynı yazıları/düşünceleri kullanmak değil, hem gündemi takip etmek hem de her postta farklı bir bakış açısı geliştirme şanısını yakalamak. Bunun için Yazarkafe’de her gün güncel olarak yenilenen blogcuların farklı kategorilerde gönderdikleri içeriklerden yararlanabilirsiniz.

Kendi kelimelerinizin dışına çıkın
Size yazılmış küçük bir not, belki bir postun altına yazılmış bir yorum yazınızın çıkış noktası olabilir. Çevrenizdeki insanların söylediklerine odaklanın ve onlardan ilham alın ya da onların kelimelerini/cümlelerini blogunuza taşıyın.

Günlük tutun
Hayatın akışı içinde, eğer onları sıkıca tutmazsak tüm yaşanmışlıklar kaybolabiliyor. Peki onları yazıya dökersek? Evet, trafikte geçirdiğiniz zamanı ya da gün içindeki minik boşluklarınızı yaşadılarınızı not almakla değerlendirirseniz, hem anılarınızı sağlama almış hem de  içerik girme zamanınızı minimuma indirmiş olursunuz.

Her an not alabilir durumda olun
Sokakta yürürken bilboardda gördüğünüz bir yazı, şarkı sözü, rastgele aklınıza gelen düşünceler blog yazınız için fikir kıvılcımı olabilir. Tüm bu ilham veririci noktaları kaçırmamak için not alabileceğiniz bilgisayarınız, telefonunun not kısmı ya da not defteriniz her an yanınızda olmalı.

Sevdiğiniz şeyleri yapın
Yapmaktan zevk aldığınız şeyler sizin tetikleyiciniz, ruhunuzu dinlendirici bir etken olacaktır. Sonrasında biriktirdiğiniz anılarla birlikte kendinizin de sıkılmadan okuyacağı blog yazabilirsiniz.

Kısa yazmayı deneyin
Her zaman uzun ve ayrıntılı bir içerik yazmak zorunda değilsiniz. İçinizden geldiği zaman, içinizden geldiği kadar yazın. Sağlamak istediğiniz etki bazen tek bir kelimede, bir fotografta ya da bir soru cümlesinde gizli olabilir.

Paylaşın
Emek ve zaman harcayarak oluşturduğunuz yazılarınızı sosyal medyadan, bumerang üyesi iseniz Yazarkafe’den paylaşın. Böylece hem yazılarınıza ulaşan kişi sayısı artacak hem de yazılarınızın geridönüşümünü alacaksınız.

İyi bloglamalar